Ehlibeyt (as) Haber Ajansı ABNA - Amerika'nın BM'deki temsilcisi Kelly Craft bu teşkilatı dünyayı daha güvenli, daha demokratik ve daha başarılı bir yere dönüştürme yönündeki misyonunda yenilgiye uğradığını öne sürdü. Kelly Craft ayrıca farklı ülkelerin Amerika'ya karşı olumsuz yaklaşım içerisinde olmalarına değinerek onları siyasi kincilik yapmakla suçladı. Amerika'nın BM elçisi sözlerinin devamında BM’nın Amerika'yı eleştirmek yerine bu ülkeyi İran karşıtı siyasetleri ve çalışmaları ayrıca BM bütçesinin bir bölümünü karşılayıp dünyada koronavirüs ile mücadele için de büyük bütçeler ayırmasından dolayı takdir etmesi gerektiğini öne sürdü.
Gerçekte Trump hükümetinin bir çok uluslararası mesele ve soruna tek taraflı yaklaşması ve sırf Amerika çıkarları ve taleplerini göz önünde bulundurması, küresel çıkarlar ve maslahatlara ters düşüyor; işte bu yüzden Amerika hem rakipleri ve hem ortağı olan ülkelerden de eleştiriye maruz kalmıştır.
Amerika'nın tek taraflı yaklaşımının açık örneği ise Trump hükümetinin Dünya Sağlık Örgütüne yönelik tavrı, bu örgütü terk etmesi, Örgüt’ün Çin ile işbirliği yapması suçlaması ve Koronavirüs ile Kovid 19 hastalığına karşı mücadelede müsamahakar davranması bahaneleri ile bu örgüte mali desteklerini kesmesidir.
Craft bu alanda açıklamalarda bulunarak Dünya Sağlık Örgütünün Çin'in sözcülüğünü yapmaktan başka bir işe yaramadığını belirtti. Koronavirüs ile mücadelede büyük bir başarısızlık bataklığına saplanan Trump kendi kötü yönetimini ve beceriksizliğini izah etmek için Dünya Sağlık Örgütünü hedef almıştır. Aslında Trump hükümetinin bu girişimi ise Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalıklar ile mücadele ve hijyen girişimlerinde bulunma yönündeki çalışmalarını zayıflatmıştır.
USA Today muhabiri Deirdre Shesgreenn bu konuda şöyle diyor:" Trump ve danışmanları, Dünya Sağlık Örgütünü Çin'in maşası olmak ve üst düzey makamlarının da Çin'i koronavirüs hususunda şeffaf davranmaya zorlayamamakla suçlamışlardır."
Amerika'nın BM'deki temsilci Kelly Craft'ın değindiği bir başka nokta da Amerika'nın İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik uluslararası yaptırımlar hususundaki dehşet verici yalnızlaşması ve tecride sürüklenmesi idi. Bilindiği üzere Amerika boş iddialarda bulunarak İran'ı BERCAM nükleer anlaşmasını ihlal etmekle suçladı ve sözde bu anlaşmada yer alan tetik mekanizmasının çalıştırılmasını isteyerek bunun için Güvenlik Konseyine bile baş vurmuştu.
Ancak BM Güvenlik Konseyi üye ülkelerin çoğu Amerika'nın bu iddiasına açık ve net bir şekilde karşı çıktı. Bunun yanı sıra BM'in en üst düzey makamı genel seketer Antonio Guterres bile net bir şekilde Amerika'nın talebini karşılayamayacağını çünkü bu alanda bir kesinliğin söz konusu olmadığını belirtti.
BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in bu geçmişte görülmemiş duruşu ise Washington'u tecride ve yalnızlığa sürükledi. Bu çerçevede Washington tam bir pasiflik içerisinde BM'in İran'a karşı yaptırımları geri getirmesi için Güvenlik Konseyi üyeleri arasında konsensüse ihtiyacı olmadığını iddia etti. Bu iddialarına rağmen Amerika'nın BM'deki elçisinin teşkilata yönelik kinci tavrı ve tutumları Washington'un BM ve Güvenlik Konseyi'nin Amerika'nın yasa dışı ve mantık dışı istekleri ve siyasetlerine uymamasından dolayı duyduğu öfkeyi gözler önüne sergilemektedir./
342/